fbpx

Ev İşleri ve Çocuk

ÇOCUKLARIN EV İŞLERİNE DESTEK OLMALARININ FAYDALARI

Çocuklar evde bulundukları süreçlerde genellikle hareket halindedirler ve enerjilerini aile bireylerine de yansıtabilirler. Bu süreçte bazı aile bireyleri çocuğun peşinden koşmaktan yorulup bıkkınlık yaşayabilir. Aileler çocuklarının hareketli oluşlarından genellikle şikayet edebilirler ama aslında bu durumu avantaja çevirmekte gene aile bireylerinin elindedir. Çocuğun bu enerjisinin doğru etkinliklere yönlendirmesi ve çocuklarla ev işlerinde işbirliği yapılması ebeveynlere de çeşitli kolaylıklar sağlayacaktır.

Ayrıca ev işlerinde çocuklara görevler verilmesi onların sorumluluk duygularını da geliştirmektedir. Örneğin yatağını toplama, kirli kıyafetleri çamaşır makinesine atma, çiçekleri sulama ve benzeri verilecek görevler çocuğun kendisini sorumlu hissetmesini sağlayacak ve kendisi de bazı görevleri başarabildiğini gördükçe özgüveni artacaktır.

Empati Duygusunun Gelişmesi

Çocukların ev işlerine yardımcı olmaları aynı zamanda onların empati duygularını da geliştirecektir. Çocuk ev işleri yaparken kendisini anne ve babasının yerine koyacak ve olaylara onların penceresinden bakmayı öğrenecektir. Örneğin odasını sürekli annesi toplayan bir çocuk odasını kendisi toplamadığı için odasını dağıtmaya meyilli olacakken odasını annesi değil de kendisi topladığında odasını dağıtmaktan kaçınacaktır. Yani odasını kendisi toplayan bir çocuk bunun zorluğunu görmüş olacak ve kendisini annesinin yerine koyarak annesini daha iyi anlamış olacaktır. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Ayrıca çocuğun ev işlerinde geliştireceği bu empati duygusu ona sosyal ilişkilerinde de büyük avantajlar getirecek ve diğer insanlara karşı daha anlayışlı olmasını sağlayacaktır.

Empati kavramı ile ilgili çocuklar üzerinde verdiğimiz örneklerden de yola çıkarak genel bir tanımını yapmak gerekirse; empati bir kişinin kendisini duygu ve düşüncelerinden soyutlayarak bir başkasının inançlarını, arzularını ve özellikle duygularını farkına varabilme ve anlayabilme yeteneğidir . Kişi karşısındakini o kadar iyi anlar ki onun gibi hissetmeye başlar, kendini onunla özdeşleştirir. Gallo empatiyi 2 boyutlu bir olgu olarak ele almıştır. İlk boyut bilişsel (kognitif) boyuttur; yani empatik kişi karşısındakinin neler hissettiğini anlayabilmelidir. Diğer boyut duygusal olandır; kişi karşısındakiyle duygusal bir paylaşım içine girer. Bunların yanı sıra bazı kaynaklara göre empatinin bu iki boyutu dışında bir başka gereği de kişinin duygularını anladığını ve paylaştığını karşısındakine gösterebilmesidir.

Empatinin iki kavram ile karıştırılmaması gerekir; sempati ve duygu bulaşması (emotional contagion). Sempati bir başkasının içinde bulunduğu ya da başından geçen bir durum için üzülme ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlamaya yönelik davranışlarda bulunma istemi olarak açıklanabilir. Duygu bulaşması ise bilinçdışı ve otomatik olarak başka bir kişinin duygusal durumunu taklit etmeye başlamak ve bu duyguların kendisinde de ortaya çıkmalarına yol açmaktır. Empatiyle bu anlamda farklıdırlar çünkü empati bilinçli bir olaydır ve empati kuran kişi anladığı duyguların diğer kişiye ait olduğunu farkındadır. Bunları kendi duygularıymış gibi algılamaz.

Empati kurmak hiç şüphesiz yetişkinler gibi çocuklara da sosyal ilişkilerde birçok kolaylık sağlamaktadır. Kişinin karşısındaki insanı anladığını ve önemsediğini göstermesini sağlar. Bu sayede iletişim kolaylaşır. Yanlış anlaşılmalar azalır, samimiyet ve güven ortamı hızla gelişir, sorunlar ve problemler daha kolay dile getirilir ve bu sayede bunlara daha çabuk ve kolay çözümler üretilir. Empati kurma sayesinde kolay çözümler bulan çocuk karşılaştığı zorluklar karşısında pes etmeyerek zorluğun üstesinden gelmek için çabalayacaktır. Çocuk bu şekilde zorlansa da problemlerini başarıyla aştıkça özgüveni de gelişecektir. Özellikle çocuklukta gelişen bu empati duygusu çocukların gelecekte gerek sosyal gerek kişisel ilişkilerinde daha sağlam ilişkiler kurmalarını kolaylaştıracaktır.

Özgüven Kazanma

Çocukların ev işlerinde sorumluluk alması anne ve babalarına yardım etmeleri çocukların özerklik duygularını geliştirici etkide bulunacaktır. Özellikle 4-12 yaş arasında ki çocuklar açısından özerklik kavramı çok önemlidir. Bu yaşlarda çocuklara gerek ev işleri gerekse bireysel olarak sorumluluklar ve görevler verilmesi çocukların özerkliklerini destekleyecek ve özgüvenlerini arttıracaktır. Örneğin 5-6 yaşına gelmiş bir çocuk kıyafetlerini kendi giymek ister, anne ve babasının yaptığı küçük ev işlerine merakı artar, akranlarına göre ortalığı karıştırmaya daha çok meyilli olabilir. Bu tip durumlarda çocuk kesinlikle engellenmemelidir, aksine çocuğa yapabileceği görevlerin sorumluluğu verilmelidir. Aileler çocuklarımız zarar görmesin diye bazen onları koruma amaçlı çocukların bu özerklik girişimlerine izin vermezler bu yöntem yanlış bir yöntemdir. Özellikle 4-6 yaşları arasında çocukların özerklikleri engellendiğinde kuşku ve utanç duygusu geliştirirler bu duygu çocuğun ileriki gelişim dönemlerine de olumsuz olarak yansıyabilir. Çocuklarda kuşku ve utanç duygusunun gelişmesin engellemek ve onlara özgüven uygusu kazandırmanın en önemli yolu çocukların özerklik girişimlerini desteklemek olacaktır.

Çocukların özgüven geliştirmelerinde bir diğer önemli kavram sevgidir. Ebeveynler çocuklarına sevgilerini doğru bir şekilde aktarmalıdırlar. Sevildiğini ve desteklendiğini hisseden çocukta ailesine karşı olumlu bir tutum geliştirir ve bu geliştirdiği olumlu tutum çocuğun duygularına düşüncelerine ve en önemlisi de davranışlarına yansır. Bazı aileler çocukları şımartmamak için sevgilerini saklayabilirler böyle olduğunda çocuklar bu durumu tam olarak ayırt edemedikleri için ailelerinin onları sevmediğini düşünebilirler ve bu yüzden benlik gelişimleri olumsuz etkilenebilir.

Çocuklarının, kendisine önem veren, kendine yeterli davranabilen, özgüvenli bir birey olarak yetişmesinde, anne babanın davranışlarının büyük etkisi vardır. İç saygı, benlik kavramının değerlendirilmesine bağlı olarak geliştiğine göre, bu değerlendirmenin çıkış noktası, anne babanın çocuklarına gösterdikleri sevgidir. Birçok yetişkin, anne babasının verdiği eğitimi değerlendirirken, hep sevgi faktörünü birinci plana almışlardır. Heyecansal ve davranışsal sorunları olan pek çok genç birey, psikolojik danışmanlıkta çocukken sevilmediklerine inandıklarını, bu yüzden çok mutsuz olduklarını ifade etmişlerdir. Şu sözleri pek çoğumuz duymuşuzdur: “Annem babam beni gerçekten sever miydi bilmiyorum. Benim için her türlü fedakarlığı yaptılar ama sanki bir görev duygusuyla yapıyorlardı. Bu kadar fedakarlık yerine, keşke daha çok sevselerdi ya da sevgilerini daha iyi ifade etselerdi. ”Çocuklarını çok sevdikleri halde, şımartmamak veya davranış ve sözle ifade etmeyi gereksiz buldukları için sevgilerini göstermemiş pek çok anne baba, çocuklarının benlik saygılarının gelişimine farkında olmadan zarar vermişlerdir (Kasatura, 1998).

Sorumluluk Bilincinin Oluşması

Sorumluluk duygusu bir kişilik özelliği olarak ya da sonradan kazanılan bir beceri olarak değerlendirilebilir. Bazı bireyler kişilik özellikleri nedeniyle sorumluluk kazanmaya daha yatkın ya da istekli olabilirler, örneğin anne-baba olarak aynı tutumları sergileseler de iki kardeş birbirinden tamamen farklı sorumluluk bilinci geliştirebilirler. Kişisel özellikler belirleyici olsa da genel olarak sorumluluk duygusu öğretilen ve kazandırılan bir beceridir. Çocuğun hayatındaki her beceriyi öğreten ve geliştirmesine yardım eden anne-baba, sorumluluk duygusunun gelişiminde de başrole sahiptir. Sorumluluk duygusunu geliştirmek için anne-babanın çocuğun yaşına, cinsiyetine ve kişisel özelliklerine uygun görevleri çocuğun yapmasına fırsat vermesi, istenilen davranışlar için model oluşturması ve olumlu davranışları pekiştirmesi gereklidir.

Çocuklar evde anne ve babalarına yardım ederek sorumluluk bilincini kazabilirler. Böylece hem anne babanın yükü hafifler hem de çocuklar kendilerine verilen görevi başarmanın etkisiyle özgüven duygularını perçinlerler. Çocuklukta kazanılan sorumluluk duygusu bireylerin ileriki yaşlarda bu sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini destekleyerek daha bilinçli bireyler olmalarını sağlar. Uyumlu ve bilinçli olarak yetişen bireyler de toplum tarafından daha çok benimsenecek ve tekdir edilecektir.

Sorumluluk duygusu bir takım görevleri yerine getirmek için gerekli bir beceri gibi düşünülse de aslında bireyin kendi becerilerini geliştirmesi, davranışlarının sonucunu (kendi ve çevresindeki insanlar üzerindeki etkilerini) farkında olması ile ilgilidir. Sorumluluk duygusu ile özgüven gelişimi arasında oldukça güçlü bir ilişki vardır. Kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılama becerisini kazanana çocuğun anne-babaya veya diğer yetişkinlere duyduğu bağımlılık giderek azalır. Davranışlarının sonucunu yaşadıkça, gelişen becerilerini kullandıkça çocuğun kendine olan güveni artar. Doğal gelişimin parçası olarak çocuk aşamalı olarak hayat ile ilgili yeni beceriler edinir (önce emeklemek sonra yürümek ve koşmak, ilk dişlerinin çıkması, el becerilerinin gelişmesi sonrasında tek başına yemek yiyebilmek gibi), kazanılan her beceri çocuğun bireyselleşmesinde, bağımsız, kendine yeten bir birey olmasında önemli adımlardır. Becerilerini kullanması ve geliştirmesi için fırsat verilmeyen çocukların yeterlilik duygusu ve özgüven gelişimleri de sınırlanır.

Peki, çocuklara sorumluluğu ne zaman ve nasıl öğretmek gerekir? Aslında bu sorunun cevabı gelişim dönemlerinde gizlidir. Çocuklar bilişsel, fiziksel, sosyal beceri alanlarında kazandıkları yeni yetiler ile aslında hayatları ile ilgili sorumlulukları almaya da hazır hale gelirler. Çocuk hareketlerini kontrol edip, dengesini sağlayabildiği, el becerileri geliştiği andan itibaren kendi giysilerini giyip çıkarabilir. Bu beceriyi kazandıktan sonra da giyinme-soyunma sorumluluğunu almaya başlamasından daha doğal bir şey yoktur. Anne-baba olarak çocuğunuzun yapabileceği her şeyi kendi başına başarması için ona fırsat verin. Beceriler kullandıkça gelişirler. İlk adımlar zordur ama ne kadar heyecan verici olduğunu da unutmamak lazım. Çocuklar kendi başlarına ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini fark ettikçe kendilerine olan güvenleri artacaktır.

Yemek yiyebilen bir çocuğa yemek yedirmeye devam etmek hem onun becerisinin gelişmesine hem de yeterlilik duygusuna zarar verebilir. Çocuğunuz yürümeye başladıktan sonra artık onu her yere kucağınızda taşımazsınız. Biberonunu ya da bardağını yardımsız kaldırabildiği andan itibaren su içmek onun için daha eğlenceli olacaktır. Çünkü nasıl bizler bir işi başardığımızı görmekten zevk alırsak aynı keyif çocuklar için de geçerlidir. Anne baba olarak onların bu keyfi tatmalarına destek olmak önemlidir.

Sorumlulukların kazanılmasında anne-babaya düşen bir diğer rol ise istenilen davranışları sergileyen bireyler olmalarıdır. Çocuklar çok iyi gözlem yeteneğine sahiptirler. Anne-babanın çocuklarına öğretmek istedikleri davranışlar için model oluşturması etkili bir yöntemdir. Eğer anne-baba günlük hayat ile ilgili sorumlulukları zorla, isteksizce gerçekleştiriyor ya da aksatıyorlarsa çocuk için de sorumluluklar kaçınılması gereken durumlar anlamına gelecektir.

Çocuklar “yaşayarak- yaparak” öğrenirler. Bu nedenle sorumluluk duygusunun gelişmesinde en etkili yöntemlerden biri çocuğun davranışının sonucunu yaşamasına fırsat vermektir. Anne-babalar genellikle çocuklarını olumsuzluklardan koruma içgüdüsüyle hayatı çocuklar için kolaylaştırmaya çalışırlar. Sabahları okul için giysileri giydirmek, ayakkabıları bağlamak, ödevini yapmadan okula gidip de öğretmeninden uyarı almasın diye ödev ile ilgili araştırmaları yapmak vs. Tüm bunlar kısa vadede çocuğu olumsuz sonuçlardan korur gibi görünse de uzun vadede maalesef kişilik gelişimini, özgüven oluşumunu olumsuz olarak etkileme riskini taşırlar. Biri her gün sizin için işlerinizi yapsa siz işinizi yapmak için çaba gösterir miydiniz? Çocuklar da doğal olarak anne-baba tarafından desteklenen becerilerini geliştirmeye ihtiyaç duymazlar, daha doğrusu duymuyor gibi görünürler ama bir gün anne-baba desteğini azalttığında o zaman büyük zorluklar yaşarlar. Çünkü zamanın da gelişmeyen becerileri sonradan kazanmak için çok daha fazla emek harcamak gerekir. 5. sınıfa kadar okul ödevlerinde destek alan bir çocuk 6. sınıfta “artık büyüdün, derslerinin sorumluluğu sana ait” denildiğinde beklenilen sorumluluğu yerine getirmekte zorlanacaktır.

Evde, okulda, sokakta kısacası hayatta işbirliği yapılması gereken pek çok durum bulunur. Özellikle çocuklarımızla eve yaptığımız işbirliği çocuklarımızla hem iletişimimizi güçlendirecektir hem de çocuklara yardımlaşma duygusunu aşılayacaktır. Çalışmamızla ilgili bütün bulguları değerlendirdiğimizde çocukların ev işlerine yardım etmeleri onların kişisel ve sosyal gelişimlerini desteklediğini göstermektedir. Çocuklarımıza evde görev ve sorumluluklar vermekten kaçınmamalı ve çocuklarla ortak paylaşımlarımızı arttırmalıyız.  

 

Yazar: Ahmet Fehmi Kamacı – Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğretmeni

KAYNAKÇA

Gallo, D. Educating for Empathy, Reason and Imagination. THE JOURNAL OF CREATIVE BEHAVIOR 232 (1989) 98-115.

Barnett, M. A.; King, L. M.; Howard, J. A.; and Dino, G. A. Empathy in Young Children Relation to Parents’ Empathy, Affection, and Emphasis on the Feelings of Others. DEVELOPMENTAL PSYCHOLOGY 163 (1980) 243-244.

Haynes, L. A., and Avery, A. W. Training Adolescents in Self-Disclosure and Empathy Skills. JOURNAL OF COMMUNITY PSYCHOLOGY 266 (1979) 526-530.

http://www.guncedanismanlik.net/index.php?option=com_content&view=article&id=122:cocuklarda-sorumluluk-bilincini-gelistirmek&catid=21&Itemid=113&lang=tr

Kasatura, İ. (1998). Kişilik ve Özgüven. Evrim Yayınevi, İstanbul.