fbpx

Çocuklarda Teknoloji Bağımlılığı

“Teknoloji Bağımlılığına Karşı Ailelere Öneriler”

Günümüzde hızla yaygınlaşan telefon, tablet, bilgisayar vb. kullanımı çeşitli avantajlar ve kolaylıklar sağlamanın yanında gereğinden fazla kullanıldığına belirli problemlere de sebebiyet verebilmektedir. Teknolojik aletlerle geçirdiğimiz süre, günlük işlerimizi ve bunun yanında insan ilişkilerimizi etkilemeye başlıyorsa teknoloji bağımlısı olma tehdidi ile karşı karşıya gelmişiz demektir. Özellikle Z kuşağında çok yaygın olarak görülen teknoloji bağımlılığı pek çok soruna neden olabilmektedir. Bu sebeple teknoloji bağımlılığından korunma ve teknolojiyi doğru kullanma konusunda ailelere büyük görevler düşmektedir.
Teknoloji çağıyla beraber günümüzde araştırmalara sıkça konu olan sorunlardan biri, internet bağımlılığıdır. Teknolojik ve davranışsal bir bağımlılık türü olarak görülen internet bağımlılığı, internetin aşırı kullanımına sınırlama getirememe, psikolojik, fiziksel ve sosyal zararlarına rağmen kullanıma devam etme ve internete ulaşımın kısıtlandığı durumlarda anksiyete duyma, saldırganlık ve aşırı sinirlilik hâli gibi belirtilerle karakterize olmaktadır (Shapira & ark., 2003). Amerikan Psikiyatri Birliği’nin (APA) yayınladığı DSM-IV’te internet bağımlılığı bir hastalık olarak tanımlanmazken (APA, 2000); DSM-V’te “Madde Kullanımı ve Bağımlılık Bozuklukları” başlığı altında sadece madde bağımlılıkları değil, madde istismarı ile seyreden kompulsif davranışlara ek olarak madde istismarı ile seyretmeyen kompulsif davranışlar da (patolojik kumar alışkanlığı, internet bağımlılığı vb.) aynı kategorik sınıflandırma içine girmiştir (APA, 2013)
Teknoloji bağımlılığının DSM-IV te bağımlılık olarak yer almazken DSM-V te Madde Kullanımı ve Bağımlılık Bozuklukları grubunda yer alması bize özellikle son yıllarda teknoloji kullanımının artarak bağımlılık seviyesine ulaştığı görülmektedir. Maalesef bu teknoloji bağımlılığı her geçen gün daha da artmaktadır. Artarak devam eden teknoloji kullanımı toplumun genel dokusunu ve aile içi iletişimi olumsuz etkilemektedir. Artık aile bireyleri birbirleriyle konuşup sohbet etmek yerine vakitlerini internette geçirmeyi tercih etmektedirler. Bu durum başta aile içi iletişim problemleri olmak üzere çok fazla probleme sebep olmaktadır.
Teknoloji bağımlılığının sebep olduğu problemleri ortadan kaldırmanın en etkili yolu önleyici ve koruyucu çalışmalar olacaktır. Önleyici çalışmalar kapsamında öncelikle risk grubunda ki aile ve bireylere ulaşılıp teknolojinin doğru kullanılması anlatılıp bağımlılık oluşturmaları önlenmelidir. Koruyucu çalışmalar kapsamında ise hafif düzeyde teknoloji bağımlılığı olan popülasyonlar tespit edilip ivedilikle teknoloji bağımlılığının önüne geçilmesi gerekir.

Teknoloji Bağımlılığıyla Mücadele de Ailelere düşen Görevler

Milenyum çağı ile birlikte çocuk ve ergenlerde teknoloji kullanımı çok fazla arttığı görülmektedir. Bu durumda hiç şüphesiz ebeveynlere büyük görevler düşmektedir. Bu görevler arasında en önemlisi çocuk ve ergenlerle iletişimi kuvvetlendirmektir. Çocuklarla ancak doğru iletişim tekniklerini kullanarak ve kendimizi zaman zaman onların yerine koyarak iletişimimizi arttırabiliriz. Çocuklarla doğru bir iletişim kurduğumuzda ve onları anlamaya başladığımızda halledilemeyecek ne bir bağımlılık ne de bir problem vardır. Özellikle 5-12 yaş arası çocuklarla kuracağımız bu doğru iletişim bizlere büyük kolaylık sağlayacaktır. İlk adım olan doğru iletişimi kurduktan sonra gerisi de olumlu bir şekilde gelecektir.
Çocuk ve ergenlerde doğru iletişim kurulduktan sonra ikinci adım çocuklara teknoloji konusunda doğru örnek olabilmektir. Eğer çocukların teknolojiye bağımlılık geliştirmelerini istemiyorsak ebeveynlerde teknolojiyi bağımlılık geliştirmeden doğru bir şekilde kullanmayı bilmelidirler. Böylelikle çocuklara uygun rol model olunmuş olacaktır. Örneğin evde akşam ailece birlikte dizi izlemek veya telefonla meşgul olmak yerine birlikte sohbet edilirse çocuklara da teknoloji kullanımı özendirilmemiş ve bağımlılık tehdidi oluşma ihtimali azalmış olur. Bu sayede hem çocukla iletişim kurup onu anlama fırsatı yakalarız hem de çocuğu teknolojik uyarıcılardan uzak tutmuş oluruz. Unutulmamalıdır ki çocuklar teknoloji ile ilgili ne kadar az uyarıcıya maruz kalırsalar teknolojiye bağımlılık geliştirme ihtimalleri de bir o kadar az olur.

Teknoloji bağımlılığına yakalanmamanın bir diğer önemli yolu gün içinde yapacağımız faaliyetleri planlamaktır. Özellikle ailelere bu konuda büyük görevler düşmektedir. Ebeveynler çocuklara planlı olma konusuna örnek davranışlar sergilemelidirler ve çocuklarının da planlı olmalarını istemelidirler. Aile bireyleri gün içinde vakitlerini nasıl geçireceklerini gerekirse bir kağıt üzerinde tek tek yazarak belirlemelidirler ve belirledikleri bu plana uymalıdırlar. Programda televizyon izlemeye, bilgisayarla vakit geçirmeye ayrılan vakitler net bir şekilde belirtilmelidir. Böylece aileler hem teknolojiden geri kalmamış olurlar hem de teknoloji bağımlısı olmaktan kurtulabilirler.
Aktif olarak geçirdiğimiz vakitleri arttırmalı, pasif olarak geçirdiğimiz vakitleri azaltmakta bizi büyük ölçüde teknoloji bağımlılığından koruyacaktır. Aktif olarak geçirdiğimiz vakitleri örnek vermek gerekirse: şiir yazmak, gitar çalmak, zeka oyunu oynamak sayılabilir. Pasif olarak vakit geçirdiğimiz vakitlere ise televizyon izlemek, şarkı dinlemek örnek verilebilir. Kısacası şarkı söylemek aktif bir fiil iken şarkı dinlemek pasif bir fiildir. Bizler teknolojiyle ilgilenirken çoğunlukla pasif edimlerde bulunuruz. Aktif olarak yaptığımız edimleri arttırarak teknoloji bağımlılığı riskini azaltmamız mantıklı bir girişim olacaktır.
Haftalık olarak zamanımızın belli bir bölümünü spor ve egzersiz yapmaya ayırmakta teknoloji kullanımını azaltıcı etkide bulunacaktır. Ayrıca spor yapmanın bilindiği üzere sağlık açısından da oldukça faydaları bulunmaktadır. Düzenli olarak spor yapmayı sürdürmeli ve mümkün olduğu kadar spor yaparken teknolojik aletlerle ilgilenmemeliyiz.

Teknoloji Bağımlılığı İçin Kritik Bir Dönem ‘’Ergenlik’’

Ergenlik; fiziksel, duygusal değişimlerin ve kişilik gelişiminin yoğun bir şekilde yaşandığı bir gelişim evresidir. Henüz psikolojik olgunluğa ulaşmamış ergenler bağımlılık yapıcı madde ya da davranışların zararlı etkilerinden yetişkinlere göre daha çok etkilenirler. Yani bağımlılıkların gelişimi açısından savunmasız bir dönemde olan ergenler teknoloji bağımlılığı için yüksek risk grubu olarak görülmektedir (Liu & Potenza, 2010; Kaltiala-Heino & ark., 2004). Young’ın (1996) gerçekleştirdiği bir araştırmada, psikolojik sorunu olmayan ergenlerin bile sohbet odalarında saatlerce zaman geçirdikleri, on-line alışveriş siteleri, şans ve bilgisayar oyunları ya da hobi sayfalarında plan dışı gereksiz süre kullandıkları bir süre sonra da internet kullanımına bağımlı hâle geldikleri ve psikolojik sorunlar yaşamaya başladıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle internet kullanımı ergenler de fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak bir tehdit oluşturmaktadır (Ceyhan & Ceyhan, 2008; Tsai & Lin, 2003).

İnternet bağımlılığına eğilimli ergenler ruhsal ve sosyal olarak olumsuzluklar yaşamalarının yanı sıra eğitim açısından da birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadırlar. İnternet; ödev hazırlama, araştırma yapma veya bilgi edinme gibi eğitim amaçlı kullanıldığında yararlı bir araçtır. Fakat ergenler interneti akademik amaçtan çok arkadaş edinme, iletişim, oyun ve sosyal ağlar için kullanmaktadırlar (Gross, 2004).
İnternet alışkanlıklarının araştırıldığı bir çalışmada interneti oyun ve eğlence için kullananların sayısının akademik amaçlı kullananlardan daha fazla olduğunu göstermektedir (Tahiroğlu, Çelik, Bahalı & Avcı, 2010). İnternetin daha çok sosyalleşme ve eğlence işlevlerine yönelik olarak kullanılması ve internette bilinçsizce uzun saatler geçirilmesi, okul çağındaki ergenlerin ödevlerini tamamlaması, sınavlarına çalışması ya da uyku için gerekli süreden çalınmaktadır.

Öğrencilerin internet kullanımlarını kontrol edememeleri derslere motive olamamalarına, düşük notlara, başarısızlığa ve hatta okuldan atılmaya neden olabilmektedir (Young, 1996). Yapılan araştırmalarda ergenlerin sorumluluklarının yetişkinlere göre az olması nedeniyle daha çok zamana sahip oldukları ve bu zamanı sınırsızca internette geçirmelerinin akademik olarak olumsuzluklar yaşamalarında etkili olabildiği gösterilmiştir (Caplan, 2005; Mutz, Roberts & van Vuuren, 1993). Araştırmalar teknolojiyi aşırı kullananların akademik performanslarının düşük olduğunu gösterirken teknoloji bağımlılığının akademik öz-yeterliğin düşmesi, akademik kontrol odağının azalması ve akademik ertelemesinin artması ile de ilişkili olduğunu göstermektedir.

Sonuç ve Öneriler

Teknoloji bağımlılığı ile ilgili bütün veriler toplanıp yorumlandığında bizlere bazı bulgular sunmaktadır. Bu bulguların aslında birçoğu bizlere benzer noktaları işaret etmektedir yani çoğu kişinin teknoloji bağımlılığı benzer sebeplerden oluşmaktadır. Kişiler vakitlerini nasıl geçireceklerini bilmediklerinde yardımlarına ilk olarak teknolojik araçlar koşmaktadır ve uzun süre teknolojik cihazlarla vakit geçirmektedirler. Ve genellikle bu durumlarda teknolojinin esiri haline gelebilecek kadar teknolojiden vazgeçememe durumları görülmektedir. Bu hususta başlıca yapılması gereken geri gelmeyecek olan zamanın değerini kavrayıp, zamanımızı gün içinde belli parçalara bölerek planlamak olacaktır. Böylece ne zaman neye vakit ayıracağımızı belirlemiş olur ve teknolojiye ayırdığımız zamanı azaltmış olur.
Teknoloji bağımlılığını önlemede özellikle ebeveynlere görevler düştüğü unutulmamalıdır. Ebeveynlerin tavır ve davranışları çocuklar tarafından gözlemlenir ve çocuklar seçici olarak bu davranış kalıplarını benimseyebilirler. Ebeveynlerin çocuklara örnek oldukları düşünüldüğünde öncelikle kendileri teknoloji kullanımı konusuna örnek davranışlar sergilemelidirler.
Unutulmamalıdır ki teknoloji yaşamımızın sadece bir parçasıdır, biz teknolojiniz bir parçası değiliz!

Yazar: Ahmet Fehmi KAMACI – Psikolojik Danışman ve Rehberlik Öğretmeni

KAYNAKÇA

Shapira, N. A., Lessiq, M. C., Goldsmith, T. D., Szabo, S. T., Lazoritz, M., Gold, M. S., & Stein, D. J. (2003). Problematic internet use: Proposed classification and diagnostic criteria. Depression and Anxiety, 17(4), 207–216.
Amerikan Psikiyatri Birliği. (2000, 2013). Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı (E. Köroğlu, Çev.). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Ceyhan, A. A., & Ceyhan, E. (2008). Loneliness, depression and computer self-efficacy as predictors of problematic internet use. Cyberpsychology & Behavior, 11(6), 699–701.
Liu, T., & Potenza, M. N. (2010). Impulse control disorders, problematic internet use: Clinical aspects. In Aboujaoude, E. & Koran, L. M. (Eds.), Impulse control disorders (pp. 173–175). New York, NY: Cambridge University Press
Kaltiala-Heino, R., Lintonen, T., & Rimpela, A. (2004). Internet addiction? Potentially problematic use of the ınternet in a population of 12-18 year old adolescents. Addiction Research and Theory, 12(1), 89–96.
Tahiroğlu, A., Çelik, G., Bahalı, K. & Avcı, A. (2010). Medyanın çocuk ve gençler üzerine olumsuz etkileri; şiddet eğilimi ve internet bağımlığı. Yeni Symposium, 48(1), 19–30.
Gross, E. F. (2004). Adolescent internet use: What we expect, what teens report. Applied Developmental Psychology, 25(6), 633–649.
Young, K. S. (1999). Internet addiction: Symptoms, evaluation and treatment. Retrieved from
Odacı, H. (2011). Academic self-efficacy and academic procrastination as predictors of problematic internet use in university students. Computers & Education, 57(1), 1109–1113
Caplan, S. E. (2005). A social skill account of problematic internet use. Journal of Communication, 55, 721–736